Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
16 tane "sağlık" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"sağlık" tagli diger ogeler resimler , videolar

Bayanlar yaz geliyor diyet yap sağlıklı zayıfla

Tarih 03 Haziran 2008, 10:58. Yazan keyifliblog.  
Etiket: beslenme, bilim, diyet, erkek, güzel, gıda, haber, haberler, içecek, kadın, moda, sağlık, soya, süt, teknoloji, türk, türkiye, zayıflama, ünlü

1 - Kilo gözlemcileri diyeti
Kendi diyetisyeninizin belirleyeceği programa ve vermeniz gereken kiloya göre istediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz. Ancak burada önemli olan yağ, protein ve lifli besinleri bir dengede tutmak. Eşit oranlarda ve aşırıya kaçmadan herşeyi yiyebilirsiniz. York Düşesi Sarah Ferguson,bu diyeti tüm dünyaya tanıtan kişi oldu.

2 - Bölgesel zayıflama diyeti
Protein ve karbonhidratlı besinlerin hepsinden istenildiği kadar yenebiliyor. Dikkat edilmesi gereken şey,yağlı yiyeceklerden uzak durmak. İnsülin seviyesini ayarlayıp acıkmayı kontrol ederek bölgesel zayıflama sağlanıyor.Jennifer Aniston,Kristie Alley ve Matt LeBlanc bu diyeti uygulayanlar arasında.

3 - Karbonhidrat diyeti
Et,deniz ürünleri,yumurta,peynir,sebzeler ve tereyağı yiyebilirsiniz. Günde bir öğün olmak kaydıyla da "karbonhidrat ödül yemeği" yiyebilirsiniz. Bu diyeti deneyenler arasında,ünlü oyuncu Rosie O''Dennel ve talkshow sunucusu Oprah Winfrey var.

4 - Atkins diyeti
Et, deniz ürünleri, tavuk ve hindi gibi kümes hayvanlarının eti, peynir, krema ve bazı sebzeler yiyebilirsiniz. Makarna, ekmek ve pirinç kesinlikle yasak. Meyve çok az miktarda alabilirsiniz. Ünlü oyuncu Whoopi Goldberg ve Enerji Bakanı Bill Richardson Atkins diyetini uygulayanlar arasında. Doktor Atkins, bu rejimiyle,karbonhidrat seviyesini düşürerek vücudun enerji gerektiğinde yağları yakmasını sağladığını belirtiyor.

5 - Andrew Weil Diyeti
Taze meyve ve sebze, balık, soyalı besinler, makarna, zeytinyağı, yeşil çay, patates, fındık, bol miktarda peynir ve yoğurt yenebilir. Doktor Weil,diyetinin yalnızca kilo kaybetmek için değil sağlıklı yaşamak için de geçerli olduğunu söylüyor.

6 - Şeker diyeti
Tavuk, hindi, balık, kırmızı et ve peynir, krema ve tereyağı aşırıya kaçmadan yenilebilir. Şeker kesinlikle hiç alınmayacak. Patates, pirinç ve mısır da yasak. Bu diyetin en ünlü uygulayıcısı, Elizabeth taylor. Belli bir grup besini yiyeceklerin arasından çıkarmaya gerek kalmadan ölçülü beslenerek zayıflamayı sağladığı belirtiliyor.

7 - Hızlı zayıflama diyeti
Az yağlı besinler ve bu diyeti hazırlayan uzmanların belirleyeceği yiyecekleri,günde en az iki öğünde yemek gerekiyor. Diyeti hazırlayan şirketin başkanı Marc Covent, "Dengeli beslenme ile sağlıklı zayıflamayı sağlıyoruz" diyor.

0 yorum.

Yaz geldi.Piknikciler Kenelere dikkat

Tarih 03 Haziran 2008, 10:51. Yazan keyifliblog.  
Etiket: asalak, dead, doktor, gezi, gıda, haber, haberler, hasta, hastalık, hayvan, kabus, kene, keyif, orman, piknik, sazlık, sağlık, tedavi, türk, türkiye, tıp, yaz, ölüm, ünlü

keneboyut Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?

Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekillidir. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler.
Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Kimler Risk Altındadır?

Hastalık genellikle meslek hastalığı şeklinde karşımıza çıkar.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar
Veterinerler
Kasaplar
Mezbaha çalışanları
Sağlık personeli özellikle risk gurubudur.
Kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar da risk altındadır.

0 yorum.

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi Nedir?

Tarih 03 Haziran 2008, 10:48. Yazan keyifliblog.  
Etiket: asalak, doktor, gıda, haber, haberler, hasta, hastalık, hayvan, kene, piknik, sağlık, tedavi, türk, türkiye, tıp, ünlü

 Kırım-Kongo Hemorajik Ateş (KKHA),keneler tarafından taşınan Nairovirüs isimli bir mikrobiyal etken tarafından neden olunan ateş, cilt içi ve diğer alanlarda kanama gibi bulgular ile seyreden hayvan kaynaklı bir enfeksiyondur. Son yıllarda tedavide görülen gelişmelere rağmen, ölüm oranı hala yüksektir.

Keneler Nasıl Tanınır ve Nerelerde Bulunur?
Keneler otlaklar, çalılıklar ve kırsal alanlarda yaşayan küçük oval şekillidir. 6-8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan hayvanlardır. Hayvan ve insanların kanlarını emerek beslenirler ve bu sayede hastalıkları insanlara bulaştırabilirler. Kenelerin, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

Kimler Risk Altındadır?
Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar, veteriner hekimler, kamp ve piknik yapanlar, askerler ve korunmasız olarak yeşil alanlarda bulunanlar risk altındadır

0 yorum.

Kırım Kongo’dan sonra simdi de ‘Lyme’ tehlikesi

Tarih 03 Haziran 2008, 10:33. Yazan keyifliblog.  
Etiket: asalak, doktor, gıda, haber, haberler, hasta, hastalık, hayvan, kene, piknik, sağlık, tedavi, türk, türkiye, tıp, ünlü

Kırım Kongo nedeniyle onlarca kişi hayatını kaybederken, kenelerin yaydığı ikinci hastalık da halkı tehdit ediyor. Beykoz’da kene tarafından ısırılan 3.5 yaşındaki C.B.’ye felce bile yol açabilen Lyme teşhisi kondu. Hastalık iki Türk’te daha görüldü

Türkiye, Kırım Kongo üzerinden gelen kenelerin yarattığı vakalara karşı bilinçlenmeye çalışırken, ABD, Ukrayna ve Bulgaristan’dan ithal edilen kerestelerle taşınan yeni bir tür kene halkı tehdit etmeye başladı. Beykoz’da kene tarafından ısırılan 3.5 yaşındaki C.B.’ye GATA’da ‘Lyme’ teşhisi konulurken, Sağlık Bakanlığı, “Bize böyle bir bildirim olmadı. Hastalık Türkiye’de yok” yanıtını verirken uzmanlar hastalığın Türkiye’de de görüldüğünü anlattı.

Lyme hastalığını görünür kılan vaka, Beykoz’da 3.5 yaşındaki C.B.’nin 9 Mayıs tarihinde, sağ kolundan bir kene tarafından ısırılmasıyla başladı. Küçük çocuğun anne ve emekli asker babası durumu fark eder etmez C.B’yi Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne (GATA) götürdü. Burada ilk müdahalenin ardından minik hasta taburcu edildi. C.B.’yi yakından takip eden anne ve baba küçük çocuğun kolunda bir kızarıklık fark ederek 24 Mayıs’ta tekrar GATA’ya götürüldü. Burada uzmanlara internette araştırma yaptıklarını ve kene ısırması vakalarında bu tür kızarıklıkların Lyme belirtisi olabileceğini söyleyen anne ile baba endişelerinde haklı çıktı. C.B.’ye Lyme teşhisi konarak hemen antibiyotik tedavisine başlandı. GATA’daki doktorlar ilk kez karşılaştıkları bu vakaya kısa sürede koydukları teşhis ile C.B.’nin sağlık durumunu kontrol altına almayı başardı.

ZOR TEŞHİS ETTİLER!

Özel bir firmada çevirmenlik yapan 33 yaşındaki Emre Tekin de kene ısırması sonucu Lyme’ye yakalanan vatandaşlardan biri. Tekin “2006 yılında Anadolu yakasında kene tarafından ısırıldım. Bir süre sonra kaslarımda meydana gelen seyirme eklem ağrıları ve batma hissiyle doktora gittim ancak iki enfeksiyon uzmanı teşhis koyamadı. Ankara Bayındır Hastanesi’nde tanı kondu ve 8 ay tedavi sonrası sağlığıma kavuştum” dedi. 2007 yılında kene tarafından ısırılan 37 yaşındaki Royan Aydın da Lyme atlatan vatandaşlardan. Aydın, “Bende halka 10 gün sonra oluştu. Belli bir büyüklüğe geldikten sonra sadece kaşıntı kaldı ve halkanın içindeki renk yeşile döndü. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde iki ay boyunca tedavi oldum” diye konuştu.

MENENJİT VE KARACİĞER YETMEZLİĞİNE YOL AÇIYOR

Lyme hastalığı ile ilgili Türkiye’de ciddi çalışmalar yapan Ankara Bayındır Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Yaşar Anlar, hastalığın 1980’lerde Amerika’da ilk tanımlandığını dile getirerek “Zamanında tanı koyulduğunda tedavisi olan bir hastalıktır. Ancak teşhis hataları hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Kalp ritm bozukluklukları, şişlik, menenjit, göz rahatsızlıkları, karaciğer yetmezliği gibi hastalıklara yol açabilir” diye konuştu. Türk Enfeksiyon Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nezahat Gürler de Lyme’nin Türkiye’de çok ender görüldüğünü belirterek, “Hastalığı İstanbul’da daha önce hiç duymadık. Kırım Kongo taşıyan keneler virüs taşırken, Lyme hastalığına neden olan keneler ise bakteri bulaştırıyor. Ulaşımın globalleşmesiyle bu hastalık dünyada da yaygınlaşıyor” dedi.

0 yorum.

Su Zayıflama Diyetinizin Önemli Bir Öğesidir

Tarih 14 Nisan 2008, 09:25. Yazan keyifliblog.  
Etiket: diyet, doktor, gen, hasta, ilaç, insan, kanser, profesör, sağlık, su, tedavi, yaşam, yenilik, yöntem

Boya uygun beden ağırlığının korunması sağlıklı yaşamın temel koşullarındandır.
Uygun beden ağırlığını belirlemede iki pratik kriterden biri Beden Kütle İndeksi (BKİ), diğeri bel çevresinin ölçümüdür. BKİ beden ağırlığının boy uzunluğunun metre karesine bölünmesiyle bulunur. (BKİ=Ağırlık (kg)/ boy2 (m)). Örnek, boyu 160 cm. olan bir bayanın ağırlığı 70 kg. ise BKİ=70/1.6x1.6=27-28 arası. BKİ 18.9- 24.9 arası sağlık yönünden uygun ağırlığın göstergesidir. BKİ 25-29.9 arası hafif şişman, 30 üstü sağlıksız şekilde şişman (obez) olarak değerlendirilir. Yağın bedenin karın-bel bölümünde birikmesi sağlık için daha tehlikeli olduğundan bel çevresinin erkekte 93, kadında 80 santimetreyi geçmemesi önerilir.

Boya uygun beden ağırlığını dengede tutmanın temel koşulu fiziksel aktiviteyi artırmak ve harcanan kadar enerjiyi içeren besin ve içecek tüketmektir.

Uygun Ağırlığı Korumada Suyun ÖnemiSu organik olmadığından bedende yağa dönüşmez. Metabolizma sonucu oluşan atıkların bedenden dışarı atılmasına yardımcı olur. Su içildiğinde midede tokluk duygusu geliştiğinden yeme isteğini azaltır. Açlık duygusu oluştuğunda enerji değeri olan yiyecek, içecek atıştırma yerine su içmek daha olumlu bir davranıştır. Su, içerdiği kalsiyum, magnezyum gibi minerallerle sağlığın korunmasına yardımcı olur.

Uygun ağırlığın korunmasında beden hareketini artırmak zorunludur. Günümüzde obezite sorununun yaygınlaşmasında en önemli faktörlerden biri hareketsizlik, diğeri enerjisi yoğun yiyecek ve içecek tüketmektir. Beden hareketinin artması metabolizmayı hızlandırdığından bedenden su kaybını da artırır. Kaybolan suyu yerine koymak için hareketli bireyler daha çok su içmek zorundadırlar.

Günlük yaşamında mümkün olduğu kadar az oturan, daha çok hareket eden, susadığı zaman meşrubat yerine su içen, yemeklerde tatlı yerine sebze salatası yiyen, üç öğün dengeli beslenen, aralarda şekerli unlu yiyecek yerine su içen insanlar arasında şişmanlık fazla görülmez.

Zayıflama Diyetinde Suyun ÖnemiUzun süre harcanandan çok enerji alımı şişmanlıkla sonuçlanır. Şişmanlık estetik yönünden daha çok sağlığı olumsuz etkilediğinden şişman bireyin uygun ağırlığına inmesi gerekmektedir. Şişmanlık kısa sürede oluşmadığına göre enerji değeri yüksek yağlı, şekerli, unlu besinler sınırlanarak ve beden hareketi artırılarak haftada 0.5-1.0 kg zayıflamak mümkündür. Beden hareketi arttığı için su ihtiyacı da artar. Günlük 2.5 litre su alımı gerekir. Zayıflamak isteyen birey yürüyüş gibi fiziksel aktivite sırasında yanında su şişesi bulundurmalı, susama isteği olmasa bile su içmelidir.
Mineral içeriği yüksek maden suyu iyi bir seçenektir. Düşük enerjili diyetle alınan maden suyu kalsiyum ve magnezyum gibi önemli minerallere olan gereksinmenin karşılanmasına yardımcı olur.

Zayıflamak isteyen bireyler şeker içeren meşrubat içmemelidirler. Bu içeceklerin 1 litresi yaklaşık 400 kalorilik enerji sağlar. Şekersiz çay, diyet kola gibi içeceklerin çok tüketilmesi de sakıncalıdır. Bunların içindeki kafein bedenden kalsiyum atımını artırarak, uzun dönemde kemiğin zayıflamasına neden olabilir.
Nane, kekik, portakal, elma, kuşburnu, ıhlamur gibi bitki çayları zayıflama diyetleri için uygundur. Bu tür içecekler kahvaltıda, yemek sırasında ve sonrasında içilebilir. Hareket halindeki insan yanında taşıdığı su şişesinden su ihtiyacını kolayca karşılayabilir. Bitki çayları da şeker katılmadan içilmelidir.

Yemek öncesi ve sırasında içilen su mideyi doldurduğundan açlık duygusunu bastırır ve bireyin daha az yemesine yardımcı olur.

İnsan susamadan su içmesini öğrenmelidir. Bazı zamanlarda susama duygusunun gelişmesi gecikir. Yanında sürekli su bulunduran birey susamadan da su içmeye alışabilir.
Bazıları zayıflama diyetlerinde ılık su içilmesini önerirler. İçilen suyun sıcaklık derecesi bireyin tercihine bağlıdır. Bazıları soğutucudan yeni çıkmış soğuk suyu, bazıları ise oda sıcaklığındaki suyu sever. Hareket halinde genelde ortam sıcaklığındaki su içilir. Çok soğuk su bazı bireylerde sindirim aygıtında rahatsızlıklara neden olabildiğinden tercih edilmez.

Zayıflama diyetinde besin alımının azalmasına bağlı olarak kabızlık görülebilir. Bu gibi durumda birey yatağının başında su bulundurarak yataktan kalkınca içebilir. Bu uygulama bağırsak hareketini artırır.

Suyun yemek sırasında ya da aralarda içilmesi farketmez. Sabah saat 07.00’den gece 23.00’e kadar olan zaman diliminde 2’şer saat ara ile bir bardak su içilmesi günlük su ihtiyacını karşılar.

Sıcak ortamda, beden hareketinin arttığı durumlarda daha sık aralıklarla su içilmesi gerekir.

Su zayıflama diyetinin önemli bir öğesidir. Gerektiği kadar yemek, hareketli olmak ve yeterli su içmek formun korunmasında en uygun davranıştır.

 

0 yorum.

KBB'de Yanlış Bilinenler

Tarih 14 Nisan 2008, 09:21. Yazan keyifliblog.  
Etiket: doktor, gen, hasta, ilaç, insan, kanser, kulak, profesör, sağlık, su, tedavi, yaşam, yenilik, yöntem

 

KULAK

Kulak temizleme zararlıdır ve alışkanlık yapar!
Bazı kişilerde kulak akıntısı birikir ve dönem dönem temizlenmesi gerekir.  Pamuklu çöpler ile kulak temizlemeye çalışmak zararlıdır.  Kulak temizletmek alışkanlık yapmaz.

Baş dönmesi olunca hemen beyin cerrahisine veya nörolojiye gidilmelidir!
Baş dönmesi ve dengesizlik hissi birbirine karıştırılan hislerdir.  Etrafın veya kişinin dönmesi şeklinde tarif edebileceğimiz baş dönmesinde ilk başvurulacak branş kulak burun boğaz hastalıklarıdır.

Kulak tüpü takılan çocukların kulaklarına su kaçmamalıdır.
Ventilasyon tüplerinin yüzey basıncı suyun tüp içerisinden orta kulağa geçmesine izin vermez, bu sebeple tüp takılan kişilerin banyo yaparken, havuza, denize girerken kulaklarını sudan korumalarına gerek yoktur, hatta sudan koruyanlarda bazen dış kulak salgısının zamanla kuruyup tüpü tıkama tehlikesi vardır.

BURUN

Burun kanaması olan hasta hemen yatırılmalı, ensesine soğuk su uygulanmalıdır!
Genelde burun kanamalarında hasta yatırılır ve burun içerisine pamuk sokulur.  Bunun yerine hastanın burun içerisi soğuk su ile temizlenmeli ve hasta oturtularak burun kanatları sıkılmalıdır.  Yüze ve burun etrafına buz tatbik edilmeli ve en kısa zamanda bir kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.

GENEL

Üst solunum yolu enfeksiyonlarında hemen antibiyotik başlanmalıdır!
Üst solunum yolu enfeksiyonları en sık karşılaşılan ve en fazla yanlış, gereksiz antibiyotik kullanılan rahatsızlıklardır.  Üst solunum yolları enfeksiyonlarının büyük kısmı antibiyotiklerin etki etmediği virüsler tarafından oluşturulur.  Virüs tarafından oluşturulan enfeksiyon şüphe veya tespit edilen hastalarda antibiyotik vermek fayda yerine zarar verir, çünkü antibiyotikler normalde üst solunum yolumuzda - bir yerde koruyucu olarak bulunan - bakterileri öldürür ve virüslerin daha rahat üremesine yol açar, üstelik mantar enfeksiyonlarının oluşmasına da yol açabilir.

Enfeksiyon sebebei bakteri ise yine erken antibiyotik başlamak gereksizdir.  Mikrobu yok eden vücudumuzun doğal savunmasıdır, antibiyotikler sadece yardımcıdır.  Bunu bir örnekle açıklamak daha anlaşılır olacaktır.  Doğal savunmayı bir orduya, antibiyotikleri de silaha benzetelim.  Şayet ordu görevini yapmıyorsa silah bir işe yaramaz.  Doğal savunmanın mikrobu tanıması gerekmektedir, erken antibiyotik başlanması savunmanın mikrobu yeterince tanımasını engelleyebilir, bu da antibiyotik bitince kalan az miktardaki hastalık yapan mikropların , vücut onları tam olarak tanımadığı için,  yeniden üremelerine yol açar.  İşte antibiyotik biter bitmez enfeksiyonun yenilemesinin sebeplerinden birisi budur.

Ateş çok tehlikelidir ve hemen hızlı bir şekilde düşürülmelidir, antibiyotik acilen başlanmalıdır!
Ateş, vücudun reaksiyon olarak ortaya çıkardığı bir durumdur ve bir savunma mekanizmasıdır.  Yüksek ateşte vücut mikropları daha kolay durdurmakta ve öldürmektedir.  Yüksek ateşte mikropların üremeleri yavaşlar.  Bu bilgiler, ateşin bizim düşmanımız değil dostumuz olduğunu gösterir.  Ateşimiz çıkınca vücudumuzun mikropla savaştığını anlayıp sevinmeliyiz aslında.  Hemen antibiyotik vermek yukarıda da belirttiğimiz gibi zaten gereksizdir, ateş için ise tamamen gereksizdir.  Diyelim ki enfeksiyon yapan mikrop bakteri ve antibotik seçimi doğru, yine antibiyotiğin kana karışıp mikrop sayısını ateşi düşürecek kadar azaltması ortalama 48 saat alacaktır.  Antibiyotikler ateş düşürücü ilaçlar değillerdir, ancak doğru kullanılırlarsa dolaylı olarak ateş düşürürler, dolayısı ile gece yarısı ateş çıkınca panik olarak antibiyotik vermek bilimsel değildir.

0 yorum.

İlaç yerine günde tam 8 bardak maden suyu için

Tarih 09 Nisan 2008, 15:25. Yazan keyifliblog.  
Etiket: doktor, gen, hasta, ilaç, insan, kanser, profesör, sağlık, su, tedavi, yaşam, yenilik, yöntem

mm Prof. Dr. Zeki Karagülle, herkesin günde 8 bardak su içme alışkanlığı edinmesini öneriyor. Ayrıca tadı kötü olan sert yani mineralli suların, sağlık için daha yararlı olduğunu belirtiyor. Karagülle'ye göre maden suyu içmek de şart!..
Geçen hafta su ile ilgili yine kafalarımız karıştı. Tam su içme alışkanlığı ediniyorduk ki Pennsylvania Üniversitesi'nden Dr. Dan Negoianu ile Dr. Stanley Goldfarb'ın çalışmaları yayımlandı. İkili, günde 2 litre su içmenin saptanmış herhangi bir yararı olmadığını açıkladı. 2 litre günde 8 bardağa denk geliyordu. Bu açıklama, zorla su içenlerin ellerindeki bu bardaklarını bırakmalarına yol açtı.

MADEN SUYU İLAÇ GİBİDİR
İstanbul Tıp Fakültesi Hidroklimatoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle, bu araştırmanın sonuçlarının tam aksini düşünüyor. Karagülle, sağlıklı yaşamak isteyen herkesin günde en az iki litre su içmesini öneriyor. Çoluk çocuk herkesin ilaç niyetine maden suyu içme alışkanlığı edinmesini savunuyor. Su konusunda yüzlerce araştırmaya imza atan Prof. Dr. Zeki Karagülle, sorularımızı yanıtladı:

* Çok su içmenin, başlıca yararları nelerdir?
Yalnızca su içerek uzun süre yaşayabilirsiniz. Halbuki susuzluğa ancak 1-2 gün tahammül edilebilirsiniz. Sonra ölüm tehlikesi ortaya çıkar. Canlılığımızı sağlayan temel ortam görevini; su üstlenmektedir. Yetişkin birinin toplam ağırlığının yüzde 70'i sudur. Su, vücuttaki atıkların atılmasını da sağladığı için doğal olarak bir miktar suyu dışkı yoluyla kaybederiz. Bu da günde toplam 1.5 litre kadardır. Terle ve nefesle kaybedilen suyu da eklersek, günde en az 2 litre su kaybına uğrarız. Bu miktarın yerine konulması şarttır. Bunun yarım litresi günlük besinlerden alınabilir. Bu nedenle, en az bir 1.5 litre su içmemiz şarttır.

* Vücut susadığında bunu hissettirmiyor mu? Susamadan su içmek gerekir mi? Yararlı bir alışkanlık mı?
Gerekir çünkü susuzluk hissi, vücudun su gereksiniminin tehdit eder boyutta karşılanmadığını gösteren bir alarmdır.

KAHVENİN YANINDA ALIN

* Günde kaç litre su içersiniz?
Ben günde en az 2-2.5 litre hatta bazen 3 litre su içerim. Bunun bir litresini mineralli sulardan alırım.

* Meyve suları ve çaylar da su yerine geçer mi?
Tabii meyve suyu ve çay su yerine geçer. Günlük su miktarının bir kısmı rahatlıkla onlardan karşılanabilir. Ama yetersizdir ve bütün bunların yanında su da içmek gereklidir. Kahvenin yanında mutlaka su içilmelidir. İster Türk kahvesi, ister Nescafe olsun yanında mutlaka su için. Kahvedeki kafein ekstra idrarla su atımını artırır. Ayrıca alkolü de su ile içmek gerekir. Çünkü idrarla su atımı, alkollüyken artar.

* Zayıflamak isteyenlerin, her zamankinden daha fazla mı su içmeleri gerekiyor?
Zayıflamak isteyenlerle ilgili bir şey söylemem. Zayıflama programlarının içinde 'zayıflamak isteyen bol su içsin' mesajları yer alıyor. Ben buna karşıyım. Su içmek zayıflatmaz ama sağlıklı yaşamak isteyenler, bol bol su içebilir.

SODA FARKLI

* Gazlı sular sağlıklı mıdır, değil midir? Bol bol soda içilebilir mi?
Burada büyük bir kavram kargaşası yaşanıyor. Türkiye'ye maden suları ilk geldiğinde yani 80 sene önce, bunlar Amerikan menşei olduğu için soda diye adlandırılmış. Soda yapay bir Amerikan içeceğidir. Çeşme suyuna bikarbonat atılarak yapılan bir çeşit sudur. Türkiye'de de soda var ama maden sularının çoğunu da biz yanlışlıkla soda diye biliyoruz. Maden suyu son derece yararlıdır ama soda bu kadar yararlı değildir. Amerika'daki araştırmalar sonucunda, sodanın kalp hastaları için zararlı olduğu açıklanıyor. Türkçe'ye öyle çevrilip açıklamalar yapılıyor. Maden suları da zararlı damgası yiyor. Halbuki maden suları kalp hastaları için ilaç gibidir, çok yararlıdır. Hipertansiyon hastalarına soda kısıtlaması getiriliyor ama maden suyu tüketimi öneriliyor. Maden suyu, yüksek tansiyona yararlıdır. Benim önerim; her öğün bir şişe maden suyu içmenizdir. Sabah, öğle ve akşam bir şişe maden suyu içme alışkanlığı edinin. Günde 2 litre sıvı tüketeceksek bunun en az bir litresi maden suyundan olmalıdır. Mineralli suyu bu miktarlarda içtiğimizde, sağlıklı bir böbrek fonksiyonunuz varsa bize hiçbir zararı olmaz. Tam tersine yararı vardır. Eğer taş sorununuz varsa, maden suyu bunun çözülmesini sağlar. Sanılanın aksine taş oluşumuna yol açmaz. Maden suyunun içindeki kalsiyum en az süt kadar yararlıdır. Öyle ki; bir gram kalsiyum tabletinden tam 3 kat daha yararlı olduğunu söyleyebiliriz.

ŞİZOFRENLERE DİKKAT!

* Bazı uzmanlar, "Çok fazla su içmek vücuttaki minerallerin bir kısmını götürür" diyor. Bu açıklama doğru mudur?
Bu bence çok komik bir inanış. Su zehirlenmesini bir tek ruhsal sorunu olan kişilerde görüyoruz. Onun dışında kimsede görmüyoruz. Şizofrenler bazen ne kadar su içtiklerini hiç fark etmeyip, günde 10 litreye yakın su içebiliyorlar. Bu durumda da su zehirlenmesi ortaya çıkabiliyor. Bu tür zehirlenmeler genellikle ölümle sonuçlanır ama dediğim gibi bu daha çok ruhsal bir problem olarak ele alınmalıdır. Onun dışında fazla su tüketildiğinde vücut alarm vermeye başlar ve insan bunu anlar. Nasıl ki susama hissi vücudun verdiği bir alamsa, fizyolojik olarak vücut fazla su tüketimini de engeller.

0 yorum.

Türk erkekleri sağlıklı

Tarih 12 Şubat 2008, 14:32. Yazan keyifliblog.  
Etiket: aşk, beslenme, cinsellik, domates, erkek, kadın, partner, püf noktası, sağlık, sevgili, vitamin, yiyecekler

Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek, seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için bir araştırma yaptı.Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin tutumlarını değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla da dünya çapında yaptırılan "Global Cinsel Tutum ve Davranışlar" konulu araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti.

trke Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu sorunu yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında oluyor.

Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve cinsel ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor. Tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan ilginin kadınlarda 50’li yaşlarda, erkeklerde ise 60’lı yaşlarda azaldığını düşünüyor.

32 ÜLKEDE YAPILAN ARAŞTIRMA

32ülkede 27 bin 500’den fazla kadın ve erkeği kapsayan araştırma Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve Erzurum illerindeki bin 500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşerek gerçekleştirildi. Buna göre her 100 erkekten 30’unda cinsel işlev bozukluğu görülürken kadınlarda bu oran yüzde 50’ye kadar çıkıyor.

Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki Türk kadınları arasında cinsel ilişkiye girme sıklığı ayda 1 ile 4 kez arasında değişiyor. Türk erkeklerinin ve kadınlarının diğer ülkelere kıyasla daha büyük bir bölümü, yani yaklaşık yüzde 60’ı, cinsel performanstaki azalmanın ikili ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki erkeklerden farklılık gösteren sonuçlardan biri ise Türk erkeklerinin yaklaşık dörtte üçünün, erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından önemli olduğunu düşünmesi.

ERKEKLER DAHA ÇOK İLİŞKİYE GİRİYOR

Araştırmada, Türk kadınlarının diğer ülke kadınları gibi cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşündüğü de ortaya çıktı. Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri arasında cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı çok daha yüksek bulunuyor.

Özellikle 40'ın üzerindeki kadınlarda cinselliğe önem verenlerin oranı düşmeye başlıyor. Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama olarak yüzde 71’i son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girerken, erkekler arasında son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 83 olarak saptanıyor.

TÜRK KADINI MEMNUNİYETSİZ

Cinsel ilişkiye girme sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor. Araştırmada Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk verici ve duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek görülüyor. Erkeklerin bu konudaki memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınlar arasında ise özellikle 40 yaşından sonra cinsel ilişkiden memnuniyet düzeyi azalmaya başlıyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer ülke kadınlarına kıyasla daha düşük.

Bugün

0 yorum.

Cinsel isteğiniz artacak

Tarih 12 Şubat 2008, 14:30. Yazan keyifliblog.  
Etiket: aşk, beslenme, cinsellik, domates, partner, püf noktası, sağlık, vitamin, yiyecekler

Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.

cns Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.

Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.

Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.

DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR

Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.

Bugün

0 yorum.

Bitki çayı öldürdü

Tarih 12 Şubat 2008, 14:29. Yazan keyifliblog.  
Etiket: alternatif tıp, beslenme, bilgi, hastalık, püf noktası, sağlık, sağlıklı beslenme, yemek, yiyecekler, zeytinyağı, ölüm

btk Tıbba alternatif olarak gösterilen bitkisel tedavi ABD’de bir kadının ölümüne yol açtı. Chicago’da yaşayan yoga eğitimcisi Sedef Ölçer, geçen çarşamba günü rahatsızlandı. Ölçer, doktora gitmek yerine evde bulunan ve fazla alındığında zehirli özelliğiyle bilinen yüksükotu yaprağından yapılmış çayı içti. Ölçer, ertesi gün katıldığı yoga dersinde fenalaştı. Acil servise kaldırılan 46 yaşındaki Sedef Ölçer, müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Ölçer’in ölümünün ardından Amerika’nın önde gelen gazetelerinden Chicago Tribune, “Dolu dolu yaşanmış bir hayat için trajik son” başlıklı bir yazı yayınladı. Mary Schmich imzalı yazıda, Ölçer’in eşinden ayrıldıktan sonra yogaya başladığı ve kısa zamanda ilerleme kaydettiği ifade edildi. Ölçer, Chicago yoga dergisine de haber olmuştu.

ABD’DE YOGANIN ÖNCÜSÜYDÜ

Yoga çalışmalarıyla adından söz ettiren Sedef Ölçer, İngilizce, Almanca ve Fransızca biliyordu. Ölçer’in kendine ait tercüme ajansı vardı.

0 yorum.