Tarih 12 Şubat 2008, 14:32. Yazan keyifliblog.
Etiket:
aşk, beslenme, cinsellik, domates, erkek, kadın, partner, püf noktası, sağlık, sevgili, vitamin, yiyecekler
Bir ilaç firması 40-80 yaş arasındaki kadın ve
erkeklerin cinsel sağlıklarıyla ilgili tutum ve inanışlarını öğrenmek,
seksin ve cinsel yaşamın önemini ve yaşamdaki rolünü tespit etmek için
bir araştırma yaptı.Kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluğu
konusundaki tedavi arayışlarını belirlemek ve cinsel yaşama ilişkin
tutumlarını değişik toplum ve kültürler ile karşılaştırabilmek amacıyla
da dünya çapında yaptırılan "Global Cinsel Tutum ve Davranışlar" konulu
araştırmanın Türkiye ayağının sonuçları dikkat çekti.
Erkekler arasında herhangi bir nedene bağlı cinsel işlev bozukluğu
sorunu yaşayanların oranı yüzde 28, kadınlarda ise yüzde 43 civarında
oluyor.
Erkeklerin tüm yaşlarda yaşadığı sorunlar genelde erken boşalma ve
cinsel ilişkiden zevk almama olarak açıklanıyor. Tüm dünya ülkelerinde
olduğu gibi Türk erkek ve kadınları da, cinselliğe olan ilginin
kadınlarda 50’li yaşlarda, erkeklerde ise 60’lı yaşlarda azaldığını
düşünüyor.
32 ÜLKEDE YAPILAN ARAŞTIRMA
32ülkede 27 bin 500’den fazla kadın ve erkeği kapsayan araştırma
Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır ve
Erzurum illerindeki bin 500 kadın ve erkekle yüz yüze görüşerek
gerçekleştirildi. Buna göre her 100 erkekten 30’unda cinsel işlev
bozukluğu görülürken kadınlarda bu oran yüzde 50’ye kadar çıkıyor.
Araştırmaya göre, tüm yaş gruplarındaki Türk kadınları arasında cinsel
ilişkiye girme sıklığı ayda 1 ile 4 kez arasında değişiyor. Türk
erkeklerinin ve kadınlarının diğer ülkelere kıyasla daha büyük bir
bölümü, yani yaklaşık yüzde 60’ı, cinsel performanstaki azalmanın ikili
ilişkileri etkileyeceğine inanıyor. Diğer ülkelerdeki erkeklerden
farklılık gösteren sonuçlardan biri ise Türk erkeklerinin yaklaşık
dörtte üçünün, erkeğin cinsel ilişkiye girebilmesinin ilişki açısından
önemli olduğunu düşünmesi.
ERKEKLER DAHA ÇOK İLİŞKİYE GİRİYOR
Araştırmada, Türk kadınlarının diğer ülke kadınları gibi cinselliğin
yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşündüğü de ortaya çıktı.
Diğer dünya ülkelerinden farklı olarak, Türk erkekleri arasında
cinselliğin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu düşünenlerin oranı
çok daha yüksek bulunuyor.
Özellikle 40'ın üzerindeki kadınlarda cinselliğe önem verenlerin oranı
düşmeye başlıyor. Araştırmaya göre, Türk erkek ve kadınlarının ortalama
olarak yüzde 71’i son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girerken, erkekler
arasında son bir yıl içinde cinsel ilişkiye girdiğini belirtenlerin
oranı ise yüzde 83 olarak saptanıyor.
TÜRK KADINI MEMNUNİYETSİZ
Cinsel ilişkiye girme sıklığı yaş grubu yükseldikçe azalıyor.
Araştırmada Türkiye’de partneriyle ilişkisinin fiziksel olarak zevk
verici ve duygusal olarak tatmin edici olduğunu düşünen erkeklerin
oranı kadınlara kıyasla daha yüksek görülüyor. Erkeklerin bu konudaki
memnuniyet düzeyleri yaş ilerledikçe düşüyor. Kadınlar arasında ise
özellikle 40 yaşından sonra cinsel ilişkiden memnuniyet düzeyi azalmaya
başlıyor. Türk kadınlarının memnuniyet düzeyleri diğer ülke kadınlarına
kıyasla daha düşük.
Bugün
Tarih 12 Şubat 2008, 14:30. Yazan keyifliblog.
Etiket:
aşk, beslenme, cinsellik, domates, partner, püf noktası, sağlık, vitamin, yiyecekler
Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler "yin" ve “yang" olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise; tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.
Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla
şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren
gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.
Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.
Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri; proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.
DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR
Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı
araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel
performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C
vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların
baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı,
iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor.
Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal
yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase
çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve
greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük
çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini
artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü
sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.
Bugün
Tarih 12 Şubat 2008, 14:29. Yazan keyifliblog.
Etiket:
alternatif tıp, beslenme, bilgi, hastalık, püf noktası, sağlık, sağlıklı beslenme, yemek, yiyecekler, zeytinyağı, ölüm
Tıbba alternatif olarak gösterilen bitkisel
tedavi ABD’de bir kadının ölümüne yol açtı. Chicago’da yaşayan yoga
eğitimcisi Sedef Ölçer, geçen çarşamba günü rahatsızlandı. Ölçer,
doktora gitmek yerine evde bulunan ve fazla alındığında zehirli
özelliğiyle bilinen yüksükotu yaprağından yapılmış çayı içti. Ölçer,
ertesi gün katıldığı yoga dersinde fenalaştı. Acil servise kaldırılan
46 yaşındaki Sedef Ölçer, müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını
kaybetti.
Ölçer’in ölümünün ardından Amerika’nın önde gelen gazetelerinden Chicago Tribune, “Dolu dolu yaşanmış bir hayat için trajik son” başlıklı bir yazı yayınladı. Mary Schmich imzalı yazıda, Ölçer’in eşinden ayrıldıktan sonra yogaya başladığı ve kısa zamanda ilerleme kaydettiği ifade edildi. Ölçer, Chicago yoga dergisine de haber olmuştu.
ABD’DE YOGANIN ÖNCÜSÜYDÜ
Yoga çalışmalarıyla adından söz ettiren Sedef Ölçer, İngilizce, Almanca ve Fransızca biliyordu. Ölçer’in kendine ait tercüme ajansı vardı.
Tarih 12 Şubat 2008, 14:26. Yazan keyifliblog.
Etiket:
beslenme, bilgi, püf noktası, sağlık, sağlıklı beslenme, yemek, yiyecekler, zeytinyağı
Renginden şişesine her ayrıntı sağlığınız için önemli.
Yemek ve salatalara ayrı bir damak tadı vermesinin yanı sıra sağlığa faydasıyla da bilinen zeytinyağının kalitesini, zeytinin yetiştirilmesinden, zeytinyağı elde edilip tüketiciye ulaşıncaya kadar olan sürecin belirlediği bildirildi.
Doğu Akdeniz Zeytin Birliği (DAZB) Başkanı Mehmet
Güler, üretim aşaması bilinmeyen, markasını kanıtlamamış ya da merdiven
altı tabir edilen üretimle elde edilen zeytinyağının, diğer bitkisel
yağlara oranla bir üstünlük taşımayacağını ifade etti.
Zeytinyağının kalitesini belirleyen birçok unsur olduğuna işaret eden Güler, zeytin fidanının cinsi, hasat zamanı, toplama, taşıma ve sıkma şekli, üretim sonrası dinlendirme aşaması ve paketleme şeklinin zeytinyağının kalitesini belirlediğini bildirdi.
Güler, iyi bir cins seçiminin ardından kaliteli bir zeytinyağı için zeytinin hasat zamanının çok geciktirilmemesi, renginin siyaha dönüşmesinin beklenmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları söyledi:
''İsabetli bir hasat zamanının ardından zeytin, dalından çırpma ya da başka yöntemlerle değil elle tek tek toplanmalı. Çünkü, yerden toplandığında zeytinin dalından yere şiddetli bir şekilde düşmesiyle birlikte zeytin darbe alıyor. Bu darbe ile serbest yağ asitleri çoğalıyor. O da zeytinin kalitesini düşürüyor.
Zeytinin toplanmasının ardında nasıl istiflendiği de önemli. Zeytin, naylon çuvallara doldurulmak yerine, kasalarda yara almadan işleneceği tesislere götürülmesi sağlanmalı. Zeytin, çuvala konulduğunda sıkışma nedeniyle yine yağ asitleri çoğalıyor.''
İŞLEME SÜRESİ
Güler, zeytinin dalından koparıldıktan sonra fazla bekletilmeden
işlenmesi gerektiğini belirterek, ''Zeytin toplandığı andan itibaren
iki saat içinde sıkılırsa yüksek bir kalite elde edilir, iki saati
geçti mi kalite azalıyor'' dedi.
Kaliteyi etkileyen sürecin bununla da bitmediğini vurgulayan Güler, şunları söyledi:
''Tesislere gelen zeytinin bu kez sıkma şekli önem taşıyor. Sıkılan makine kötü bir makineyse kalitesi bozuk çıkıyor. Zeytinin yağı çıkarılırken makinedeki sıcaklık 30 derecenin altında olmalı, bu durumda yüksek kaliteli yağ çıkıyor. Ancak, sıcaklık 30 derecenin üzerine çıktığında kalite bozuluyor. Bazı işletmeciler sıcak suyu artırarak daha fazla yağ çıkmasını sağlar ancak, bu yağ kaliteli olmuyor.''
DİNLENDİRME SÜRECİ
Güler, makinede sıkılan zeytinyağının, bu kez dinlendirme sürecinin
önemli olduğuna dikkati çekerek, ''zeytinyağı en az 1-1,5 ay
dinlenmeli. Bu dinlendirme krom nikel tanklarda azot gazı takviyeli
modern tanklarda olmalı. Bu sayede zeytinyağında doğal bir çökelme
meydana gelir. Aksi takdirde yağ kısa sürede bozulmaya açık olur'' dedi.
Dinlendirilmiş yağın daha sonra filtre aşamasından geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Güler, şöyle devam etti:
''Kaliteli zeytinyağına ulaşmak için yapmamız gerekenler bununla da bitmiyor. Bu kez paketleme süreci başlıyor. Zeytinyağının uzun süre vitamin değerlerini bozmadan kalabilmesi için cam şişeleri öneriyoruz. Plastik bidonları kesinlikle önermiyoruz.''
Güler, zeytinyağının cam şişede, yeşil renkli ve koyu kıvamlı olanının tercih edilmesi gerektiğini vurgulayarak, ''Yeşil renk de toplama zamanını gösterir. Erken toplanan zeytinin rengi yeşil olur, geciktiğinde rengi koyulaşarak, siyaha yakın bir renk alır'' dedi.
Star